HABERLER

 

Obama'ya satış yapan Adnan Üstün ABD Başkanı'nın ziyaretini yorumladı:

"Obama gelişiyle, böyle alışveriş yapışıyla bir ileti vermek istiyor"

YALÇIN DİKER

OTTAVA - Amerikan Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama, seçildikten sonra ilk resmi dış gezisini gerçekleştirdiği Ottava'da programının dışına çıkarak kent merkezinde hediyelik eşya satan Byward Market iş hanında Adnan Üstün'ün OXXO adlı dükkânda alışveriş yaptı.

İşte ABD Başkanı Obama'ya hediyelik eşya satan Adnan Üstün'ün ağzından ayrıntılar:

B.A.: Merhaba Adnan; önce okurlarımız için kısaca kendin ve dükkânla ilgili bilgi verebilir misin?
- 2002 yılında Kanada'ya göçmen olarak geldik. Gelince eğitimimle ilgili iş bulmam zor olacağı için ticaret yapmaya karar verdim. Bildiğim, alıştığım bir işti ne de olsa. Bir süre çeşitli olasılıkları araştırdıktan sonra Ottava'nın şehir merkezinde bulunan Byward Market adlı iş hanında bu dükkânı açtık. Eşim Özgül'le birlikte 6 senedir burada Kanada tarzı hediyelik eşya satıyoruz.

B.A.: Türk ürünü mü satıyorsunuz?
- Mallarımızın kaynağı Türkiye ile sınırlı değil; başka ülkelerden de getiriyorum, buradan da alıyorum. Ne giderse onu alıp satıyoruz.

B.A.: Dükkânın adı ilginç. OXXO adı nereden geliyor?
- Ankara'daki bir mağazadan. Tabelasını görmüştüm, hoşuma gitmişti. Şimdi buradan onlara da bir selam göndereyim, haklarını yememek lazım, güzel bir isim.

B.A.: Peki Obama'nın ziyaretine dönelim. Nasıl oldu, biraz ayrıntılara girerek anlatabilir misin?
- Bu dükkânı eşimle birlikte işletiyoruz. Aslında o gün eşimin sırasıydı ama değişmiştik. Obama'nın gelişi nedeniyle her şey farklıydı o gün. O sabah dükkânda komşularımla şakalaşırken "Obama ABD'de McDonald'a gitmiş, bakarsınız, buraya da gelir" diyordum. Sanki içime doğmuş gibi, öğleden sonra birden bizim iş hanına giriverdi.

Kriz, grev ve kış nedeniyle genelde işler hayli durgun. O gün de işler hayli yavaştı ama öğleden sonra bir ara hepten durdu. Ne müşteri kaldı ne gelip giden. Meğer Obama'nın gelmesinden önce güvenlik için kapıları tutmuşlar kimseyi içeri almıyorlarmış. Tabii bizim bundan haberimiz yok. Birden dışarıda bir hareketlenme oldu. Hatta bazı arkadaşlar dışarı bakmaya yeltendiler. Ben de ne oluyor diye dışarı çıkacaktım ki birden karşımda Amerikan Başkanı'nı gördüm.

B.A.: Tabi dükkânın konumu da çok uygun, kapının tam girişinde.
- Evet, o büyük bir avantaj. Kapıdan geldi dükkânın önünde durdu. Kızı seçim döneminde anahtarlık koleksiyonu yapmaya başlamış; anahtarlık var mı diye sordu. Ben de var dedim ve kendisine gösterdim. Satın aldı, fiyatını sordu. 4 dolar dedim. Çıkardı 5 Kanada Doları veriyorum diyerek parayı uzattı.

B. A.: Hediye etmeyi düşünmedin mi?
- O anda akla gelmiyor ki. Düşünsene, dünyanın en güçlü adamı aniden kapıdan giriyor ve alışveriş yapıyor. Yanındaki korumaları falan hepsini bırakıp yanı başında duruyor. Ne koruma tedbiri, ne güvenlik. Obama ile baş başasın. Çok heyecanlandım tabi, hediye etmek o anda aklıma gelmedi. Hatta verdiği parayı imzalamasını isteseydim diye hayıflandım sonradan. Belki eşine Bursa yapımı bir ipek eşarp gönderirim.

Neyse alışverişini yaptı gidiyordu ki fotoğraf çektirebilir miyiz diye sordum. Korumaları çekemezmiş, o yüzden kendi fotoğraf makinemle çektiremedik. Orada gazeteciler vardı onlar çektiler. Ottawa Citizen gazetesinin fotoğrafçısı daha sonra bana gönderdi çektiği resimleri. Zaten her yerde yayınlandı bu resimler daha sonra.

Benden ayrıldıktan sonra da bizim komşulardan Beaver Tail ve kurabiye almış.

B.A.: Beaver Tail'i okuyucularımız bilmeyebilirler, Türkiye'den de okunuyor biliyorsun.
- Beaver Tail, kunduz kuyruğu demek. Bizim lokmanın aynısı. Ama kuyruğa benzesin diye uzun yapıyorlar top şeklinde değil. Hamuru pişirdikten sonra şurup yerine de üzerini tatlandırıcı şekerlerle süslüyorlar.

B. A.: Peki gelmeden önce bomba araması falan yapılmadı mı? Size bir şey söylemediler mi?
- Hayır hiçbir şey. Zaten mantıken önceden haber verseler daha büyük risk alırlardı. Bu şekilde güvenlik daha sağlam oldu bence. Korumaları zaten hep yanındaydı.

B.A.: Peki senin dükkânına gelişi önceden planlanmış mıydı sence?
- Bence planlıydı. Yani nereden ne alacağını mutlaka önceden araştırıp kendisine bildirmişlerdir. Zaten cebinden Kanada doları çıkarıp verdi. Turistik yer olduğu için biz burada Amerikan dolarıyla da satış yapıyoruz. Ama Obama Kanada doları verdi. Koskoca başkan cebinde neden para taşısın ki? Üstelik de Kanada Doları. Bana kalırsa bu da önceden planlanmış bir jestti. Yani bir bakıma diyordu ki "bakın ben üzerimde Kanada doları taşıyorum, Kanada parası ile alışveriş yapıyorum".

Eğer her şey önceden planlanmışsa ki aksini düşünmek bence pek doğru olmaz, Obama'nın benim dükkânıma gelmesinde de bir mesaj vardır diyorum. Belki Türk ve Müslüman olmam nedeniyle beni seçmiş olabilirler.

B.A.: Sonra neler oldu?
- Sonra eşi dostu aradık. Heyecanımızı sevincimizi paylaştık. Bir hafta boyunca gazetelere ve basına haber olduk. Türkiye'den de birçok gazeteden aradılar, birçok gazetede haber olduk. Resim isteyenler oldu. Ottawa Citizen gazetesinde çıkan resmimi göndermiştim, ilginçtir, birisi fotomontaj diyerek iade etti.

Ama daha da şaşırtıcısı ertesi gün dükkânı açmaya geldiğimde iş hanının dışında bekleyenlerdi. Obama'nın alışveriş yaptığı yerde fotoğraf çektirmek, onun aldığı anahtarlıktan satın almak isteyen çok oldu. Obama'nın çok sevildiği belli.

B.A.: Bu durum satışları nasıl etkiledi?
- Satışlar arttı tabi. Değişik yerlerden siparişler almaya başladık. Uzaktan aldığım siparişleri posta ile gönderiyorum. Bu durgunlukta iyi oldu ama, ileride çok büyük bir değişiklik olacağını sanmıyorum. İsteyenlere gönderebilirim aynı anahtarlıktan.

Bu arada tabi resmini büyütüp astık, satın aldığı anahtarlığı sergiledik falan.

B.A.: Peki sana göre Obama nasıl biri? Yakından gördün, nasıl bir izlenim bıraktı üzerinde?
- Çok enerjik. Sürekli gülümsemesi dikkatimi çekti. Uzun boylu ve enerjisi fazla. Gözlerinden akıl ve enerji akıyor sanki. Çok etkileyici bir kişiliği var. Allah bize de böyle bir başkan nasip etsin.

B. A.: Bize derken?
- Yani bize derken hem Türkiye'ye hem de Kanada'ya, ikisine de.

B. A.: Peki sonradan neler düşündün, neler hissettin?
- Bir kere hayatım boyunca unutamayacağım muazzam bir olay yaşadığımı düşünüyorum. Daha önce hiçbir devlet adamıyla veya dünyaca ünlü birisiyle karşı karşıya gelmemiştim. Çok heyecan verici, çok onur verici bir şey. Bana anahtarlığı satın alırken verdiği APG1567164 seri numaralı 5 doları çerçeveletip saklıyorum tabi.

Bu arada bir kere daha vurgulamak istiyorum ki buraya gelmesi, Bir Türk'ten alışveriş yapması, cebinde Kanada doları taşıması, verirken bak Kanada doları veriyorum demesi, bence hep sembolik olarak düşünülmüş planlanmış ayrıntılar. Bunların her birinde ince politik mesajlar olsa gerek diye düşünüyorum.

B. A.: Çok teşekkürler. Şansınızın da devamını dileriz.
- Teşekkürler.

Mart 2009