SÖYLEŞİ

 

"Gençler önce bilgiyi bulup öğrensinler"

"Bakmayın, görün! Duymayın, anlayın! Yemeyin, tadın! Dokunmayın, hissedin!"


Geçen sayıdan devam.

F.T. Anoreksiya'dan hayatını kaybedenleri hatırlattığımda Şansal'ın yorumu şöyle:
B.S. Eğitimsizlikten kaynaklanıyor. Televizyonlarda, reklamlarda, nitelikli, düzgün bir şey gösterilmiyor. Tek tanrılı dinlerden gelen bir tanrıça, ikon yaratmaya çalışılıyor. Oysa bence kadınlık göğüslü, kalçalı, yuvarlak hatlı olmak demek.

F.T. Beden küçülmesinin altında bir başkası olmak yatıyor o zaman.
B.S. Herkesin kendine ait güzelliğinin farkına varması gerektiğini savunuyorum. Sonradan olmakla öyle doğmak arasındaki fark bu. Doğuştan zayıf birine de o zayıflığı yakıştırabilirsiniz.

F. T. Geçen sonbaharda gittiğimde kadınların haysiyetlerini ve toplumda kadına saygının son derece gerilemiş olarak gördüm. Özellikle İstanbul'da.
B. S. Türkiye'de nicelik aranır. Türk kadını da kendini ona göre şartlamış ve niteliğini geliştirmeme yoluna gidiyor. Unutmayın, niye moda dünyasında büyük bir kadın ismi yok? Hep erkekler var. Hiç bir kadın bir başka kadınının kendisinden daha güzel ve başarılı olmasını çekemez.

F. T. Türk televizyonlarında sadece çok güzel, makyajlı ve genç bayanlar var. Halbuki Kanada ve Amerika televizyonunda yıllanmış ama yetenekli, sesi kuvvetli, tecrübeli ve zeki spikerler var.
B. S. Bizdekiler ya koca arıyor ya örgü örüyor ya da yemek pişiriyorlar. Ha ha ha…

F.T. Ekonomik kriz sokaktaki adamı nasıl etkiledi, neler gözlüyorsun?
B.S. Ben bütün dünyaya 'entegre' yaşadığım, çalıştığım için imkânlarım vesilesiyle dünyanın her yerinden arkadaşlarım olduğu için dünyadaki ekonomik krizi şöyle özetleyebilirim: 2008-2009'e tecavüz etmekte. 2010'u gayrı meşru bir çocuk olarak dünyanın eline vermeye hazırlanmakta.

F.T. Biraz da sorunlu ve kimsesiz çocuklar için uğraştığınız projelerden bahseder misiniz?
B.S. "Geleceğimizin Çocukları Vakfı" ile bir dönem madde bağımlısı çocuklarımızı kendi istekleriyle toplayıp hiç bir şekilde üzerlerine kilit vurulmadan rehablite edilecekleri merkezler üzerine çalıştım. Yine haftanın bir günü kaymakamlığa, belediyeye müracaat ediyor, izin alıyorum, bir doktor, bir mimar arkadaşla beraber çıkıyoruz. Gayet sade, sadece kimsesiz çocukları bulup onları ikna etmeye çalışıyoruz. Evsizleri bakım evlerine yönlendirmeye çalışıyoruz, sokaklardaki tehlikelerden korumak için. Sadece İstanbul'da 41 bin çocuk yaşıyor sokaklarda. Kanada için fer-yat başlığıdır böyle bir şey.

Ama biliyor musunuz ki T. C.'de 18 yaşının altındaki bütün çocuklar anne ve babaları sigortalı olmasa bile ücretsiz bakılıp tedavi edilmek zorunda yeni kanuna göre? Bunlara özürlüler de dahil. Ama sigortalı anne-babanın çocuklarına bakılmayacak, para ödeyecek. Bu sosyal adalet değil. Kanada'da sağlık, eğitim ücretsiz ve standart. Dolayısıyla sağlam vücutta sağlam kafa olur.

F.T. Türkiye'deki sivil toplum örgütlerinin bu konularda sponsor bulma konusunda büyük sorunları var. 2000 yılında ARI Movement'ta çalışmıştım. Kemal Köprülü ile aynı sorunlar yaşıyorduk. Ki o zamanlar 'Boğazlardaki tehlike tankerlerin geçişi' diye çok ses getiren bir projeye imza atmıştık. Seminerler, CD basımları, yabancı basın.. v.s.
B.S. Arı Hareketi, Tuna Köprülü'nün oğlu.

F.T. Evet. Bildiğim kadarıyla hâlâ Türkiye'deki sivil toplum örgütlerinde projelerde tıkanıklık oluyor. Halbuki Kanada'daki sivil toplum örgütleri çok güçlü.
B.S. Çünkü toplum sivildir. Toplum sahip çıkıyor. Bizde ise "Medya Asker." Bu durumda ya El feneri ya Deniz Feneri.

F.T. Ha ha ha… Maalesef.
B.S. Güldürmek ne güzel değil mi?

F.T. Ne yazık ki kara mizah gülüşü.
B.S. Sıkıntı şudur. Başbakan bunu çok güzel ifade etmiştir: Ayaklar baş, başlar ayaktır.

F.T. Türkiye'deki gözlemlerden birisi ise Türk insanını her seneye göre daha bir baskı altında boynu bükülmüş hali, adam sendecilik, protestodan korkma ve pusma. Herkes korkuyor ve sonu gelmiyor. Demokrasi var belki ama…
B.S. Hayır, demokrasi yok. Demokrasi olsa benim saçımı kazıtıp Selimiye'ye atmazlardı. Demokrasi olsaydı eşcinselim diye İstanbul'dan Eskişehir'e sürülmeye çalışılmazdım. Telefonlarım dinlenip yüzüme okunmazdı, o okuldan o okula atılmazdım.

F.T. Kanada'da ise tam tersi. Çok saygın pozisyonlarda eşcinseller ve eşcinsel evliliği yasal olarak geçerli. Sevgi asıl olduktan sonra kişilerin cinsel tercihi vicdan özgürlüğü ile eş değerde ve özeldir. Kanada'da işte insan hakları konuşulmadan yaşanıyor diyebiliyor insan.
B.S. Ne güzel! Biliyor musunuz, bana havaalanında 'sen eşcinselsin, erkekler tuvaletine giremezsin, özürlüler tuvaletine gir' dendi bu ülkede? Ben ülkemi şikâyet etmiyorum. Yine de birilerinin karıları kocaları gibi burada oturup düzeltmeye çalışıyorum. Size de ulaşıyorum, başka arkadaşlarıma da ulaşıyorum. Sesimiz oralara kadar ulaşıyorsa yeteri kadar gür çıkıyor demektir.

F.T. Mesajlarınız alınmıştır Barbaros. İsrail - Filistin gerginliği?
B.S. Bir defilemizde Filistin bayrağı açmıştım. Bir defile finali olduğu için İsrail Başbakanının hanımı Emire Argon da alkışlıyordu ve Filistin bayrağını da alkışlamış oldu. İkisini aynı karede yakalayıp hayatı vurmuştum. Hayatı biraz vurmak lazım. Tamamen Davos'ta sergilenen fiyaskonun bir başka perdesidir. Ben Brezilya'daki oyunu merak ediyorum. Hiç bir yerden haber alamıyorum. El Cezire'den her ülkenin televizyonunu uydudan, her yerden seyrediyorum ama, yoğun bir otomatik sansür ile karşı karşıya insanlık. Bir sürü internet sitesi mahkeme kararı ile kapalı bu ülkede.

Korku en büyük düşmandır. George McDonald söylemiş: "Düşmanlarınıza dönüşerek korkularını yine silah olarak kullanın". Benim en büyük özelliğim galiba, Allah dahil hiç bir şeyden korkmadığım. Hiç bir şeyden korkmadığınız zaman olay bitiyor.

F.T. Gençlere için iletiniz ne olabilir?
B.S. Gençler önce bilgiyi bulup öğrensinler. Çünkü bilgi kirliliği var. Üstatlara, sanatçılara ulaşsınlar, öğrenebildikleri kadar gelen yeni teknikleri öğrensinler. Bakın, at nalı yapan bir nalbantın vinleks çantasına 1500 TL ödenebiliyor. Buluş yapsınlar, insanlar için, insan vücudu için, kendileri için. Ama 'botox' yeri değil, 'retox', sonra lazım 'detox', sonu yok. Kendi erdem ve ahlakları için doğru olanları yaparlarsa başka biri olmaya çalışmayıp, örnek alıp kendi kimlikleriyle bir olurlarsa kendi kendilerine ekolleşeceklerdir. Herkesten ayrılıp herkesin önüne geçeceklerdir. Çok basit bir mantığı vardır. Bunu maddi manevi veya cinsi yapabilirler. Özgür ortamdır ama, cinsi takviye etmem görüyorsunuz Türk televizyonunu. Birilerinin yatak odası oldu. Geçelim. Maddi olanı görüyoruz. Kasabın karısı beni başkan yap diyor. Şöbiyet güzeli dernek başkanı oluyor. Onları da geçelim. Ne var, ne kaldı? Erdem ve ahlak, bilgi var.

F.T. Yani eğitim, eğitim, eğitim.
B.S. Eğitim, tecrübe ve gelenek.

F.T. Haber Türk'te "Toplu İğne" programı yaparken radyo dinlemeyi destekleyip bir radyo programına konuk oluyorsunuz. 'İzlemeyin, dinleyin' derken mesajınız?…
B.S. Çünkü bakın, izlemeyin, dinleyin. Tek başına kök kelime olarak izlemek, iz bırakmak anlamında. Dinleyin, bakmayın, görün! Duymayın, anlayın! Yemeyin, tadın! Koklamayın, nefsedin, dokunmayın, hissedin! Bir şeyi yaparken şimdiki zamanı doğru formatta kaydetmekle ilgili bir mesaj.

F.T. Türk dili hakkında yorumlarınız?
B.S. Bir milleti imha etmenin yolu ilk başta dilini imha etmekten geçer. Türkiye'de özellikle şu anda medya tamamen uyutma politikasıyla geçiriyor. Bilgi ve kültür, öğrenme adına hiç bir şey yok. Yozlaşmış programlar, yemek pişirme yarışmaları... Türkiye şu anda pişiriyor. 40 metrelik sosyal konutlarda yarışmacılara smokinli kemancı kiralayıp getiriyorlar. Bunların hepsi uyutma politikasının bir parçasıdır. Seyirciyi, halkı bilgiden, eğitimden ve gözünü açmaktan uzaklaştırma.

Haberleşmek, alt ve üst nesil ile mümkün değil artık. Başbakan 'savunma defansı' diyor. Ekonomiciler 'indicator' diye konuşuyor. Başka dilde konuşmak 'entelektüellik' anlamına gelmiyor. Başka bir dilde konuştuğunuz zaman toplum sizi akıllı gibi zanneder, ama aptalca bir şeydir.

Bakın, Winston Churchill'in bir lafı hiç aklımdan çıkmaz. "En büyük kargaşalardan en yalın çözümler doğar." Bizler için en yalın çözüm, Türkçe'mizi korumak.

F.T. Genel Yayın Yönetmenimiz Ömer bey bu konuda gördüğüm en hassas kişi. 'Emaillerde' Türkçe'mi düzeltmeyi artık bıraktı; hiç ümidi yok benden. Yıllar geçtikçe dilimizde kirlenme olduğunu açık örneklerle gördükçe ona daha çok hak veriyorum.
B.S. Evet.

F.T. Bizim Anadolu adına bol kahkahalı değişik kapılar açıp, yeni görüş açıları geliştiren bu güzel söyleşi için çok teşekkürler Barbaros Şansal.
B.S. Tüüürk, Ameeeerikalı, Fraaaansız, Yaaaahudi, Müüüüüslüman, Ateist, seks düşkünü herkese buradan, bir tane de adam burada var, burada diye parmak kaldırıyorum. Selamlarımı iletiyorum.


Mart 2009

Filiz Tümer / Bizim Anadolu

'Terzi yamağı' Barbaros Şansal'la Atlantik ötesi sıradışı bir söyleşi