GÜNCEL


'Kanada toplumuna iletmemiz gereken bazı iletiler var' diyen yeni Büyükelçi Rafet Akgünay:

"Önce Kanadalı Türklere ulaşacağız!"


CELAL UÇAR

OTTAVA - Geçen ay Kanada'ya gelerek resmi olarak görevine başlayan Türkiye'nin Ottava Büyükelçisi Rafet Akgünay, ayağının tozuyla toplumla tanışmak için girişimlere başladı, bu arada ilk söyleşisini de Bizim Anadolu'ya verdi, toplum ve Türkiye için yapmak istediklerini okurlarımızla paylaştı.

Arkadaşımız Celal Uçar'ın sorularını yanıtlayan Rafet Akgünay, devingen bir biçimde Kanada yaşamına başladı.

İşte arkadaşımız Celal Uçar'ın soruları, işte yeni Büyükelçi Rafet Akgünay'ın yanıtları:

C. Uçar: Kanada'ya Hoş geldiniz. Bizim Anadolu Gazetesi olarak sizi tanıyabilir miyiz?
R. Akgünay: Efendim ben 1953 Ankara doğumluyum. 1977'den beri, Dışişleri Bakanlığı'nda çalışıyorum. Ankara Koleji'ni bitirdikten sonra, Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde Kamu Yönetimi Bölümü'nü bitirdim. Arkasından Fletcher School'da Diplomasi ve kanun üzerine Yüksek Lisans yaptım. Bakanlıkta çalışırken de fırsat bularak doktoramı tamamladım. Yurtdışındaki görevlerim çerçevesinde, Lefkoşe, Tel-Aviv, Atina, Roma'da NATO Savunma Koleji var. Pekin Büyükelçiliği'nde bulundum. Yurtta da Kıbrıs, Yunan Dairesi ve yurtdışına çıkmadan evvel NATO Dairesi'nde görevim vardı.

Ayrıca Siyaset Planlama Genel Müdür Yardımcılığı'nda bulundum. Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürüydüm; Sayın Demirel'in son, Sayın Ahmet Necdet Sezer'in de ilk Özel Kalem Müdürlüğünü yapma şerefine nail oldum. Pekin'den döndükten sonra Başbakanlık Dışişleri Başkanı olarak görev yaptım. Bakanlıkta Müsteşar Yardımcısı görevine getirildim. Çok Taraflı Siyasi İlişkilerden Sorumlu Müsteşar Yardımcısıydım. Bu görevim çerçevesinde Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları, Güvenlik İşleri, Terör dahil, NATO Silahsızlanma, askeri anlamda güvenlik işleri konuları ve Siyaset Planlama bana bağlıydı. Dolayısıyla böyle bir meslek yaşamım var.

C. Uçar: Dolu bir yaşam, ne kadar güzel! Biraz önce, Turkuaz TV ile söyleşinizde duydum ve çok etkilendim. Kanada'da yaşayan Türkler olarak şanslıyız diye düşündüm. Kanada'da yalnızlık içinde, Gurbet Milliyetçiliği içinde, sizin sözünüzle 'Geleceği yaşayan nesil olmak' çabası içindeyiz. Bu sözünüz burada yaşayan bizlerin özlemini tanımlıyor. Atatürk Devrimciliğinin temel felsefesine sahip olmanızdan gurur duyduk. Bizlerin böylesine zengin deneyimlerle donanmış, değerli düşüncelere çok fazla gereksinmemiz var.
R. Akgünay: Çok teşekkür ederim. Gerçekten öyle. Turkuaz TV röportajında söylediğim duygularla içten gelerek söylüyorum. Şunu belirtmeliyim ki; Türkiye Cumhuriyeti'nin ortak paydası Mustafa Kemal ATATÜRK'ün yapmış olduğu Devrimlerdir. Ve bu Devrimler bizi ileriye götürecek olan araçlardır. Tabii ki çeşitli görüş ayrılıklarımız, yaşam farklılıklarımız olacaktır. Ama Anadolu insanına, Türk insanına en iyi dersi, en iyi birlikteliği ve beraberliğin iletisini, Mustafa Kemal vermiştir. Mustafa Kemal aynı zamanda yurtdışındakilere de ne şekilde davranılmasını göstermiştir. Bizim ulusumuzun çekmiş olduklarını, Balkanlardan, Kafkaslardan, Arap Yarımadası'ndan ayrılırken yaşamış olduklarımızı biz doğru dürüst öğrenemedik. Belki hata oldu ama, herhalde çocuklarımıza düşmanlık değil, dostluk öğrettik. Ve bu dostluğu kendi içimizde de kullanmamız lazım.

'Kanada'da yaşayan Türklere ulaşmamız gerekmektedir'

C. Uçar: Son yirmi yılda 50 bine yaklaşan bir Türk nüfusu oluştu Kanada'da. Biz göçmen bir toplum değiliz. 1960'lı yıllarda Almanya işçiliğiyle başlar göçmenliğimiz. İki arada bir derede kalmışız. Gitmek mi zor, kalmak mı zor türküsü ile yaşayıp gidiyoruz. Göçmenlik kültürümüz hiç yok. Kanada'da yaşayan bizlerle ilgili tasarılarınız nelerdir?
R. Akgünay:
Burayla ilgili olarak çeşitli boyutlarda, çeşitli düşünceler var. Umarım bunların hiç olmazsa bir kısmını hayata geçirebiliriz. Bunların bir kısmı siyasi ve ekonomik içerikli olan tasarılardır. Yani devletten-devlete olan ilişkiler bağlamında. Ancak devletten-devlete olan ilişkilerin iyileştirilmesi, devlet-birey ya da birey-devlet ilişkilerine yansıması olacağını herhalde siz de kabul edersiniz. Onun için, işin birinci boyutu bu. İkinci boyutu; ben genel olarak söylüyorum; bizim Kanada toplumuna iletmemiz gereken bazı iletiler var. Bunu buradaki Kanadalı Türklerle birlikte yapmamız gerekecek. Bunların hepsinden önemlisi Kanada'da yaşayan Türklere ulaşmamız gerekmektedir. Kanada'da yaşayan Türklere ulaşmamızın da çeşitli boyutları olacak. Yapılıp başlatılan projeler var. Örneğin internet üzerinden iletişim. Neredeyse 10 milyon kilometrekare büyüklüğünde bir ülkede bu çok önemli işlevi yerine getiriyor. Büyükelçiliğimizin internet sayfası birbirimize daha çok ulaşmamızı ve haberleşmemizi sağlıyor. Büyükelçilik olarak bunu gayet iyi bir şekilde takip etmeye çalışıyoruz. Daha da geliştireceğiz. Bu bir, ikincisi; toplumun tekerleği yeniden keşfetmeleri değil, daha evvel sizin de belirttiğiniz göçmen toplum ve toplulukların yaşamış oldukları sürecin tekrar etmemesi için yararlanılması lazım. Şöyle söyleyeyim daha somut olarak; Amerika'da 1970'lerde yapılan bir araştırmada, birinci gelen kuşağın bulunduğu yerde yaşamak için çaba gösterdiği. İkinci kuşağın daha fazla çaba gösterdiği, ancak babalarının çekmiş oldukları sıkıntıyı bildikleri için anavatanlarının neresi olduğunu unutarak, mümkün olduğunca oranın toplumu, vatandaşı olmaya çalıştıklarını, üçüncü kuşağın tamamıyla Amerikalı olduğunu, dördüncü kuşağın ise oraya yerleşmiş, kök salmış bir kuşak olarak atalarının geldiği topraklara döndüğünü saptamışlar. Şunu demek istiyorum ki; bu bir süreç. İkinci kuşağı oluşturamamış vaziyetteyiz. Bu süreci nasıl hızlandırırız, ona bakmak gerekecek.

'Çeşitli görüşlerin ve çeşitli eğilimlerin
ortak paydası Türk Milliyetçiliğidir'

C. Uçar: Gazeteciliğim yanında, Türk Kültür ve Folklor Derneği Başkanı olarak, burada yaşayan Türk toplumuna her zaman 'Lütfen kimliğinize sahip çıkın, onunla gurur duyun, fakat gettolaşmayın. İçinde yaşadığınız toplumla kaynaşın' mesajını veriyoruz. Kanada'da her birimizin en önemli sorunu sanırım kimlik bunalımı…
R. Akgünay:
Tamamen katılıyorum. Balkanlarda 600 yıl hüküm sürdükten sonra çekildiğimiz zaman bile, oradaki kültürler kendi kültürlerini yaşamaya devam ediyorlar. Dolayısıyla sizin dediğiniz doğru. Bizler çok kültürlülüğü bilen ve ne anlama geldiğini anlayan insanlarız ve diğer kültürlere saygılıyız. Kanada'ya geldiğimde ilk mesajımda belirttiğim gibi, burada vurgulamak istediğim nokta; kendi kimliğimizi kaybetmememiz gerekir. Tabii ki buraya gelen Türkler Kanadalı Türk olacaktır; ama kendi dilini, kendi değerlerini ve kendi kültürünü kaybetmemesi lazımdır. Bu çok önemli. Ayrıca, birliğimizi korumamız lazım. Çeşitli görüşler olacaktır, çeşitli eğilimler olacaktır. O çeşitli görüşlerin ve çeşitli eğilimlerin ortak paydası Türk Milliyetçiliğidir. Milliyetçilik üzerinde bizim çalışmalarımızı sürdürmemiz gerekmektedir.

C. Uçar: Büyük önderimiz Atatürk, çok kültürlü toplumlara dair ilk örnek uygulamayı ülkemizde gerçekleştirdi. Tüm ulusu kaynaştırdı ve tek bir cumhuriyet kurdu; Türkiye Cumhuriyeti. Bizler çok şanslıyız. Başarılı ve büyük ülke hizmetleri vermiş bir Büyükelçi olarak Kanada'ya gelirken, Kanada'nın sosyo-ekonomik yapısını inceleyip, bilerek mi geldiniz? Biliyorum ki Kanada'yı bilerek geldiniz. Okuyucularımız için Kanada'yı biliyor musunuz? diye bir soru sormak istiyorum.
R. Akgünay:
Ben hiç bir şeyi biliyorum diye söylemiyorum. Onu söylersem biraz hata etmiş olurum. Çünkü insanın çok öğreneceği şeyler var. Benim de Kanada'da mutlaka çok öğreneceğim şeyler var. Elimden geldiğince çalışarak geldim. Sorunuzun başında belirttiğiniz hususa gelince; Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 'Ne Mutlu Türküm Diyene' sözünü hatırlatmak istiyorum. Zannediyorum ATATÜRK'ün bu sözü kimliğimize ve kültürümüze sahip çıkmamızla ilgili söylenecek en güzel söz olacaktır. Her zaman olduğu gibi, bu çok güzel veciz sözden yararlanmamız ve bunun ne anlama geldiğinin üzerinde iyice düşünmemiz gerekir diyorum.

C. Uçar: Ne mutlu bizlere sizin gibi değerli bir Büyükelçimiz var. Kanada'ya ve görevinize hoş geldiniz. Söyleşi için okurlarımız adına çok teşekkür ederim.
R. Akgünay:
Ben çok teşekkür ederim.


Mayıs 2008